İYİ BİR SON
Korona günleri başladığından beri pek çok çelişkiyi, çatışmayı, karmaşayı yaşıyoruz. Bunu bir fırsat olarak görüp; içimize dönmeli, okumalı, kendimize yatırım yapmalı ve gelişmeli miyiz? Yoksa, hazır sistem durmaya yüz tutmuş hatta buna zorlamışken, boş verip, bırakıp, bir çeşit mola haline mi girmeliyiz?
Her iki ses benim de içimde konuşup durmakta. Çalışmak zorunda olanlar, ekmeğinin peşinde olup duramayanlar, çalışmaya evinde devam etmesi gerekenler ise ayrı ve daha zorlu bir dinamikte, bir mücadele içinde.
Ruhsal, bedensel, düşünsel ve duygusal olarak her birimizin içinden geçtiği döngülerin yansıması, bunlarla mücadele şeklimiz, önceliklerimiz başka başka. Bir taraftan toplumsal olarak hatta global ölçüde kocaman bir şeyin parçasıyız; öte yandan kendi küçük dünyalarımızı nasıl yöneteceğimize dair aklımız karışık. Ve belki de çoğu zaman olduğu gibi dışarıdan gelecek “iyi haber”i bekliyoruz.
Şu aralar dönen bir videoda efsane müzik grubu Beatles’ın üyelerinden Paul McCartney “Let It Be” şarkısının hikayesini anlatırken; vefat eden annesinin rüyasına girerek “her şey yoluna girecek; oluruna bırak” mesajının onu nasıl etkilediğini ve bu olumlu mesajın zihninde nasıl şarkıya dönüştüğünü anlatıyor.
İçinden geçtiğimiz bu dönem ise; her şeyi kontrol edebildiğimizi sandığımız normal ya da rutin zamanlardan farklı olarak, aslında bu kudrete sahip olmadığımızı öğrenmemiz açısından oldukça çarpıcı. Oturduğum ülkeyi bırak; evimden, semtimden kımıldayamazken oluruna bırakabilmek, bu sürecin içinden sabırla geçebilmek, bir üst sınıfa geçmek için alınan zorunlu bir ders gibi adeta.
Ve benzer şekilde o meşhur söz de böyle zamanlarda inancımızı, moralimizi, umudumuzu canlı tutan tarafımıza sesleniyor; “Her şey sonunda iyi olacaktır. Eğer iyi değilse; henüz sonu gelmemiş demektir.”
Sonunda hayatlarımız, içinde yaşadığımız sistemler, düşüncelerimiz neye dönüşürse dönüşsün yenilendiğimiz muhakkak. Bu günleri anarken eski diyeceğiz. Ondan sonrasına dair anlattıklarımız yeniye dair olacak. Bu “yeni” önce kendimizden başlarken –bireyin küçükten büyüğe ne kadar etki alanı varsa- her boyutta “yeni” olan kazanacak.
Eskiden öğrenebilmişsek eğer; ne mutlu bize.
5 Nisan 2020, Londra